11:110⋯وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ فَٱخۡتُلِفَ فِيهِۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَفِى شَكٍّ مِّنۡهُ مُرِيبٍ ١١٠وَلَقَدۡve andolsunءَاتَيۡنَاverdikمُوسَىMusa'yaٱلۡكِتَـٰبَKitab'ıفَٱخۡتُلِفَayrılığa düşüldüفِيهِۚondaوَلَوۡلَاeğer olmasaydıكَلِمَةٞbir sözسَبَقَتۡönceden geçmişمِنtarafındanرَّبِّكَRabbinلَقُضِىَhüküm verilirdiبَيۡنَهُمۡۚaralarındaوَإِنَّهُمۡşüphesiz onlarلَفِىiçindedirlerشَكّٖbir tereddütمِّنۡهُbunun hakkındaمُرِيبٖgocundurucuDiyanetAktaşHaleemKur'an-ı Kerim Türkçe MealiAndolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.İlişkiler14 bağlantı · 4 türAynı kök9:110Aynı ibare10:1941:4542:14Aynı konu10:9327:7635:4545:16–17Henüz sınıflandırılmamış2:2136:919:4514:920:12939:40