بَلۡ كَذَّبُواْ بِمَا لَمۡ يُحِيطُواْ بِعِلۡمِهِۦ وَلَمَّا يَأۡتِهِمۡ تَأۡوِيلُهُۥۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٣٩
بَلۡ hayır كَذَّبُواْ yalanladılar بِمَا şeyi لَمۡ kavrayamadıkları يُحِيطُواْ they could encompass EN بِعِلۡمِهِۦ ilmini وَلَمَّا ve يَأۡتِهِمۡ kendilerine gelmeyen تَأۡوِيلُهُۥۚ yorumu كَذَٰلِكَ böyle كَذَّبَ yalanlamışlardı ٱلَّذِينَ kimseler de مِن onlardan önceki(ler) قَبۡلِهِمۡۖ before them EN فَٱنظُرۡ bir bak كَيۡفَ nasıl كَانَ olduğuna عَـٰقِبَةُ sonlarının ٱلظَّـٰلِمِينَ zalimlerin
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:53
Aynı ibare7:53 39:25 67:18
Aynı konu3:7 22:42–43 27:84 29:18 34:45 35:4
Henüz sınıflandırılmamış2:46 3:7 10:13 18:78 21:2–3 22:71 27:84 29:40 32:3 78:3