تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

al-Mutaffifin · Kandıranlar · 36 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline!

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

لِيَوْمٍ عَظِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, günahkarların yazısı, muhakkak "Siccin"dedir.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Siccin"in ne olduğunu sen ne bileceksin.

كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, yazılmış bir kitaptır.

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.

كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı "İlliyyun"dadır.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"İlliyyun"un ne olduğunu sen ne bileceksin.

كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, yazılmış bir kitaptır.

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ona, Allah'a yakın olanlar şahit olur.

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.

خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O içeceğin katkısı tesnimdir.

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bir pınar ki, Allah'a yakın olanlar ondan içerler.

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Mü'minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Halbuki onlar, mü'minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte bugün de mü'minler kafirlere gülerler.

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nasıl, kafirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?