تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

al-Ma`arij · Yükseliş Yolları · 44 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-3) Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kafirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.

إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.

وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz ise onu yakın görüyoruz.

يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

كَلَّآ إِنَّهَا لَظَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.

إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.

إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ancak, namaz kılanlar başka.

ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.

وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍ مُّكْرَمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?

عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?

أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlardan her biri Naim cennetine sokulacağını mı umuyor?

كَلَّآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.