بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
نٓۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا يَسۡطُرُونَ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
İlişkiler35 bağlantı · 3 tür
Aynı kök96:4
Aynı konu52:1–3
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 2:23 3:1 7:1 +28 daha مَآ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونٍ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık15:6
Aynı ibare52:29
Aynı konu7:184 15:6 23:70 34:46 51:52 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış23:70 53:2 108:1
وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَيۡرَ مَمۡنُونٍ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz sana tükenmez bir mükafat vardır.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:264 74:6
Aynı konu11:108 34:46 94:4
Henüz sınıflandırılmamış16:97 23:70 53:2 108:1
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:46 94:4
Henüz sınıflandırılmamış2:2 22:67 23:70 27:79 30:30 +6 daha فَسَتُبۡصِرُ وَيُبۡصِرُونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:8 34:46 37:175 37:179
Henüz sınıflandırılmamış23:70 25:42 53:2 108:1
بِأَييِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı kök9:49
Aynı konu7:184 34:8 34:46
Henüz sınıflandırılmamış7:27 23:70 28:66 53:2 108:1
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök53:30
Aynı ibare6:117 16:125 28:56 53:30
Aynı konu17:84 28:85 34:46
Henüz sınıflandırılmamış23:70 50:28 53:2
فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde yalanlayanlara boyun eğme.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:151 34:46
Henüz sınıflandırılmamış23:70 33:1 68:14 76:24 96:19 +1 daha وَدُّواْ لَوۡ تُدۡهِنُ فَيُدۡهِنُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:48–49 9:73 10:15 11:113 17:73 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:87 3:69 4:113 17:73–75 23:70 +3 daha وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Devam eder68:11
Aynı konu26:151 34:46 58:16 104:1
Henüz sınıflandırılmamış2:224 23:70 49:6 58:14–16 63:2 +2 daha هَمَّازٍ مَّشَّآءِۭ بِنَمِيمٍ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
İlişkiler13 bağlantı · 5 tür
Devam eder68:10
Aynı kök23:97 104:1
Aynı hüküm104:1
Aynı konu24:4–17 26:151 34:46 104:1
Henüz sınıflandırılmamış23:70 49:6 49:11–12 83:29–33 113:4
مَّنَّاعٍ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök26:222 45:7 70:21
Aynı ibare50:24–26 50:25 83:12
Aynı konu26:151 34:46 70:21 107:7
Henüz sınıflandırılmamış23:70 36:47 113:4
عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:151 34:46
Henüz sınıflandırılmamış5:49 23:70 113:4
أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:151 34:46 71:12 74:12 74:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış8:36 9:55 9:69 9:85 23:70 +3 daha إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 8:31 16:24 23:83 25:5 +2 daha Aynı konu34:46
Henüz sınıflandırılmamış23:70 27:68 53:3
Sayfa 565 Kalem
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış43:74–80
إِنَّا بَلَوۡنَـٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:23–24 18:32–42 18:32 18:39 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 3:117 18:32 18:32–38 18:32–44 +2 daha وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:23–24 18:23 18:24 18:29 +3 daha فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16
فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16
فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16
أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰرِمِينَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 2:267 18:32 21:14 34:16
فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَـٰفَتُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16 69:34 +1 daha أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينٌ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık107:3
Aynı kök74:44
Aynı konu6:141 18:23 18:32–42 18:39 18:42 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16 69:34 +1 daha وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدٍ قَـٰدِرِينَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16 51:19
فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare56:63–67
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 34:16
قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök87:1
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 20:130 21:14 34:16
قَالُواْ سُبۡحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı kök62:1 64:1
Aynı konu7:5 18:23 18:32–42 18:39 18:42 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 21:14 21:20 21:46 +4 daha فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ يَتَلَـٰوَمُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 11:7 18:32 21:14 34:16
قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 6:31 18:32 21:14 34:16 +1 daha عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرًا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:23 18:32–42 18:39 18:42 18:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 18:32 20:82 21:14 34:16 +1 daha كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!
İlişkiler33 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:34
Aynı konu18:23 18:39 18:42 18:45 18:86–87 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 3:21 14:7 17:22 18:32 +19 daha إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naim cennetleri vardır.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Aynı konu56:66 56:67
أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:24 32:18–20 38:28 45:21 59:20
Henüz sınıflandırılmamış10:35 33:21
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:24 53:23 53:24
Henüz sınıflandırılmamış10:35 29:4 37:154 37:157 45:21
أَمۡ لَكُمۡ كِتَـٰبٌ فِيهِ تَدۡرُسُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök34:44
Aynı konu11:24 30:35 34:44 35:40 43:21 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:105 6:148 19:16 37:156–157 37:157 +1 daha إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?)
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:24 53:23 53:24
Henüz sınıflandırılmamış6:105 69:41
أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَـٰنٌ عَلَيۡنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِۙ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:36 53:24
Henüz sınıflandırılmamış4:49 69:41
سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?"
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı konu53:24
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَـٰدِقِينَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu53:24
Henüz sınıflandırılmamış6:112–116 6:112 9:31 35:40 42:21
يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı kök75:29
Aynı konu25:60 53:24 77:48
Henüz sınıflandırılmamış20:41 25:60 27:44 77:47–48 77:48
Sayfa 566 Kalem
خَـٰشِعَةً أَبۡصَـٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةٌۖ وَقَدۡ كَانُواْ يُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَـٰلِمُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm70:44
Aynı ibare54:7 70:44
Aynı konu42:45 77:48 79:9 80:40–41 88:2
Henüz sınıflandırılmamış6:26–28 14:43 23:2 25:60 70:43
فَذَرۡنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلۡحَدِيثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök45:6
Aynı ibare7:182 7:183
Aynı konu73:11
Henüz sınıflandırılmamış6:5 7:185 18:6 39:23 39:59 +5 daha وَأُمۡلِى لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِى مَتِينٌ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık8:18
Aynı ibare7:183
Aynı konu3:178 3:196 7:182 16:61 23:54 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:44 7:182–183 86:17
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرًا فَهُم مِّن مَّغۡرَمٍ مُّثۡقَلُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare52:40
Aynı konu11:51 34:47 38:86
Henüz sınıflandırılmamış6:90 10:72 11:29 12:104 23:72 +6 daha أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı hüküm52:41
Henüz sınıflandırılmamış52:40–41 52:41 72:26
فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومٌ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Açıklar21:87
Paralel21:87 21:87–88 37:143–144
Aynı ibare52:48 76:24
Aynı konu6:33–34 10:109 21:88 37:139 37:142 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:96 7:69 7:133 10:98 16:58 +9 daha لَّوۡلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعۡمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ مَذۡمُومٌ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel21:87–88 37:144 37:145
Aynı konu37:148
Henüz sınıflandırılmamış21:87 21:88 37:139–147 37:139 37:146
فَٱجۡتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Devam eder21:88
Aynı konu37:148
Henüz sınıflandırılmamış10:98 21:87 21:88 37:139 37:139–142
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَـٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُواْ ٱلذِّكۡرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونٌ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:184 15:6 17:45–48 22:72 34:8 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış15:7 23:70 37:36 38:8 41:26 +3 daha وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ لِّلۡعَـٰلَمِينَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Halbuki o (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare12:104 38:87
Aynı konu38:1 65:10
Henüz sınıflandırılmamış14:52 16:90 21:10 38:67–68 43:44 +1 daha