تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

al-Buruj · Burçlar · 22 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Burçlarla dolu göğe andolsun,

وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir.

إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar.

وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Arş'ın sahibidir, şanı yüce olandır.

فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dilediğini mutlaka yapandır.

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(17-18) Orduların, Firavun ve Semud'un haberi sana geldi mi?

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(17-18) Orduların, Firavun ve Semud'un haberi sana geldi mi?

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, inkar edenler, hala yalanlamaktadırlar.

وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.

بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hayır, o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır.

فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz'da)dır.